Geldim, gidiyorum..

Kendimin derdindeyim yine. Kendimi kaybetmemin, kendimi bulamamamın derdinde. Kendine gelen ve asla kendinde barınamayan ben..

İnsan kendine bunu neden yapar? Tamam kendime geliyorum ama hiç mi durmazsın be kadın nereye?

Kendimi kendime tanıtmaya yorgun, kendime gelmeye, kendimden gitmeye yorgun, devam etmeye yorgunum. Tek istediğim karanlıkta yere yüzüstü kapanarak kendimi kendimden saklamak istiyorum. Yorgunum.

Ardıma bile bakmadan gitmek istiyorum kendimden.

Baksana. Bunu unutmamak için yazıyorum korkma. Kendime unutturmamak için. 4 gün önce yazdığım intihar mektubunda anneme, abime diyerek not yazıp son satırda babama… Yazıp ona tek kelime edemedim ya.. o zaman öldüm işte ben aslında…

Şimdi böyle ağla. Ama yine yalnızca kendine ağla. Sensin suçlusu, sensin acınası.. Sessiz ağla bunu kendinden bile sakla. O yüzüstü yerde yatarken kendinden kaçarken ağla toprak bilsin sadece gözyaşını.. Aptal kadın!!!

Kendimi kendime kırdırdım..

Uzun zaman olsa da yazmayalı değişmeyen tek şeyin yine sadece kendime kızgınlığımdan buradayım..

O kadar güçlü bir kadınım ki hayatta sadece kendine kızan, kendine kırılan biri olmayı başardığımdan beri farkettim de bu başkalarına kırılıp kızmaktan çok daha zormuş. Daha ağırmış. Çünkü insan herkesi herşeyi geçiştirir, affeder, unutur ama kendine yaptığını unutmazmış. Tecrübelerim beni bu duruma getirdiyse ve ben bunun farkındaysam eminim bu da bir başarıdır.

Hayatta sadece kendiyle sorunu olan biri.. Ben. Gurur verici daha da güç veren bir durum. Sorun şu ki toparlanması da bir o kadar güç. Kendimi yine affederim yine omuzuma yaslanırım gölgemin mesela.. Yine kendime masallar anlatırım, kendimi kandırırım.

Bunu nasıl başardığımsa soru hayatta en güvendiğiniz insandan hayatınızın hayal kırıklığını yaşadığınız an oluyor sanırım. Bana dedikleri şey özgüvenin çok fazla. Doğru. İşte bu yüzden kendimin silahı yine kendimim. Yine kalkarım ayağa, yine geçer, yine yine yine affederim kendimi ben. Kendimi neden kırdırdım üzdürdüm diye kendime içimde yangınlar aşırı büyük daha da samanlıkta çıkan yangın gibi yayılıyor. Geçicek Meltem.. Kendini yine affedip yine kendi başını kendi omuzuna yaslayıp seviceksin. Yine o gözlerinin elasında umut bulucaksın..

Uzaktan zor..

Aslında olay ne söliyim mi.. Bitirmeyi geçtim başlamak bile o kadar zor geliyor ki hayata, aşka, işe… Herşey çok zor geliyor yorgunum.. Bu yorgunluk ne yaparsan yapıyım geçmiyor. Ne işle ne uğraşla ne sporla ne aşkla. Kendime hala kırgınım belki de ondan kendime kırgınlığım geçmedikçe de bu düzelmez..

Zor geliyor başlamak o yüzden başlamaktan bile kaçıyorum.. Bigün kaçmaktan yoruluyorsam o zaman naparım bilmem..

Kendimle..

Hayattaki en zor sınav kendimle olan savaşımmış. O kadar zor ki kendime yenilmeyip ayakta kalmak için o kadar zorluyorum ki dayancak pek fazla gücüm kalmadı.. Herkesten nefret ediyorum. Hayattan hiç bir beklentim kalmadı. Yok. Yaşama sevincim hayallerim isteklerim hiç kalmadı.

Kırgınım kızgınım affetmiyorum. Beni 10 sene sonra tekrar antidepresana başlatan bu hayata kızgınım. Affetmiyorum diyorum ya en çok da kendimi. Bu savaşı zaten hep kaybetmiştim. Tek kabullendiğim şey kendimi asla affetmediğim..

Bırak kendi omuzuma yaslanmayı aynada kendime bakamaz oldum. Şu mutlu fotoğrafların altında aslında kendinden kurtulmak kaçmak isteyen bir ben var ve ruhum bedenime sıkışıp kaldı.

Bana tek diyeceğim bırak kendini.. Bırak.. Bırak… Bırak…

DraMelankolik!

Kendi gözlerimin içine bakmayalı ne kadar olmuştu?

En son ne zaman dokunmuştum kendi yüreğime?

En son ne zaman sevmiştim kendimi?

Hatırlamıyorum. Sevgimi parçalara ayırdığımdan beri yalnızca gidene değil kalana da üzülmekten kendimi unutmuştum.

Hatırlamaya başladım. Hatırlatıldı. İyilik yapmaya başladığımda beri maneviyatımdı bana geri dönen beni bana geri getiren..

Ve tahammülsüzlüğümdü beni güçlü kılan, ağzımın içindeki doğrulardı beni ben yapan..

Kimseler yoktu, yapayalnızdım yarattığım kendi karanlık odamda. Yeterince ağladım, duvarları yumrukladım.. Astral seyahatimdi beni kurtaran, karanlıkta bana gerçekleri gösteren, önümü aydınlatan ve kapıyı açan bendim evet o dışarıdan bana kapıyı açan yine yalnızca bendim ruhumdu.. Çıktım..

Sahi kendi kendimi boğmayı ne zaman bıraktım? O odadan çıkmayı kabul ettiğimde mi kurtulmuştum kendimden, kendime sarılıp omzuma yaslandığımda mı barışmıştım kendimle..

Her neyse sonun sonunda zaten yalnızca kendim olucaktım. Bunu farkettiğimden beri kendimdeyim. Ne giden benimle ve aslında ne de bu evde kalan benimleydi.. Ben benimleyim. Güçlü kal. Güçlü kal. Güçlü kal.

Ve o odaya sakın bir daha girme..

Mental çöküntü..

Uzun zaman oldu yazmayalı sanırım. Hani ben herşeyi söyleyen anlatabilen biriydim ya o kadar içime kapandım ki sanırım eski beni özlüyorum bazen.. Çok yorgunum kimi düşünüceğimi şaşırdım bu salgın zamanı. Evimdeki annemi mi, ayrı kendi evinde bir başına kalan babamı mı yoksa bakımevindeki yaşlılarımı mı. Yalan değil öncelik yaşlılarımız şuan o yüzden bu mental yorgunluk zaten. İşe gelmemiz için baskı yapıyorlar izole edilmesini de böylelikle zorlaştırmış oluyorlar kaç kere anlattık dinleyen yok.. Herşeyin hayırlısı.

Babamı arıyorum kapatınca ağlıyorum çünkü çıkıyor dışarı markete vs ben alsam desem de dinlemiyor ve evde bir başına. Ona birşey olucak diye aklım çıkıyor. Neden hep böyle?? Neden hep birilerine bişey olucak korkusuyla yaşıyorum yaşıyoruz.. Seçimlerini kendi yapmış herkesin arkasında kalan benim bu her anlamda böyle. Yorgunum çok yorgun şuraya anlatmak istediğim daha o kadar şey var ki anlatmata bile gücüm yok.. Çok erkendi bazı şeyleri yaşamak için yaşım fazla erkendi..

Gitti..

Topladık beraber eşyalarını bu haftamız gidicek ilk sevgi’liye ev kurma eşya toplama temizlik yerleştirme ile geçti yeni evine..

Babam.. Şimdi yattım ya yatağıma salonumuzda oturan adam yok kendi ayrı evinde.. Annem yatağında yalnız.. Midem de bir kramptır gidiyor başım migrene meyilli.. Böylesi belki daaha iyi oldu dicem ama bugün son giderken evden yeğenimin dede gitme diye bacaklarına sarılması bana babamın sarılırken ağlamaya başlamamız abimin benim.. Zordu çok şükür ölüm değildi yalnızca bi sikik boşanma hikayesi.. Allah beterinden saklasın. Dua eder oldum bana babamın ölümünü gösterme diye Allahımdan.

Mutluluğunu diliyorum onun evi de yürüme mesafesi çoğu kişiye normal gelen ama neredeyse 30 uma 2 kala yaşadığım bu enteresan durum alışkanlıklar.. Zor olan buydu. Evde gece beni beklemesi babadan sonra giriyor bak sen diye takılması eve geldiğinde otopark sesi parfümünün kokusu herşeyi daha sabaha kadar yazabilirim..

Biraz daha ağlıyım en iyisi o hep yaşasın da 2 km uzağımda olsun ayrı evde olsun varsın.. Yeter ki gittiği yer yalnızca bu dünya üzerinde yer olsun.. Daha fazlasına katlanmam zor.. Buna da şükür.

İyi geceler en sevdiğim, babam.. Yeni evinde hayatında mutlu huzurlu sağlıklı ol da…. Alışmak zorundayım..

Kalabalık içindeki yalnızlık..

O kadar kızgın ve kırgınım ki yaşadığım durumu bilen arkadaşlarıma dostlarıma.. Bu akşam migrenim var evde durmak istemedim çıkmak istedim tek bir insan yok insanım yok..

Yalnız çıkıp yürümek ağlamak da istemedim biri olsun istedim yanımda ama yok. İnsanlar yalnızca bana çok neşelisin iyisin bayaaa güçlü duruyorsun gerçekten aynen devam et sen güç ver ailene diyor. Biri de çıkıp demiyor ki senin gözlerinde hüzün var sen iyi değilsin içine atma demiyorlar ya. Bilen durumu haberdar olan yakın çevrem bile bazen iyisin dimi demiyor ve sürekli bu insanlara bişey yok edasıyla yaklaşıyorum yaa ondan mı kayboluyorum herkesin aklında anlamıyorum.. İnsanım çok gibi gözükse de gerçekten yalnızız şu hayatta bazen istiyorum hayatımda biri olsaydı çıkıp nasılsın deseydi keşke ama bana benden başka çare yok beni benden başka anlayan da yok biliyorum.

Tek diyeceğim tüm arkadaşıma dostuma ‘hepinizden nefret ediyorum a… K… Larım..’ nefret.

İn şu omuzlarımdan be baba…

Boğazım düğüm düğüm. Nerden başlasam ya da hiç başlamadan bitirsem mi bilmiyorum. Ne ile savaşıyorum onu da bilmiyorum. Herkesin yalnız gerçekten iyisin sen baya güçlüsün yapına göre demesinin benim için anlamı asla yok. Ben iyi değilim artık öyle aştım ki duygularımı asla geçmeyen migrenimle dertleşir oldum reikicilerin omuzlarımın ağrısına buldukları sebeb ise baba yüküymüş onu affetmezsen her zaman da ağrımaya devam edicekmiş. İsterdim ki sevgilim olsun keşke o salak sevdalara üzülüyor olsaydım. Zor zamanlar zor aylar geçiyorum. Yazamıyorum bile hatta bu yüzden. Saçma sosyal medyada nasıl gözüktüğümü bilmiyorum ama iyi değilim. Hele ki konu babam olunca. Ona bugün hediye aldım yanına da not yazdım bazen kızlarda babaları için sebebsizce hediye alabilir diye. Onu sevdiğimi söyledim. Dokunan beni şuan bu hale getiren ne mi? Babamın üzerinde hissettiğim başka koku sesindeki farklı buğu.. Bu yüzden bana teşekkür ederken yarım yamalak sarılması zaten. Biliyorum böyle anlarda uzak durur öyle sarılır bana..

Ben mi evet neredeyse 30 una yakın genç bi kadınım ama yaşadığımı düşünsenize daha evlenmeyip hatta 1 seneden fazladır hayatına birini sokamayan biri için babasına aşık küçük kız, hayran olan idolü olan biri için bu nedir? Boğazım düğüm düğüm ağlayamıyorum keşke sadece safra kesemde olsa şu taşlar ama kalbim her anlamda taş kesti..

Yarım gönülle kaldım yarım gülüş herşeye hayattta eyvallahım da babam olunca konu bilenler bilir çok başka çok… Başım dönüyor ellerim uyuşuyor migrenim tuttu daha da olucak inanın öyle hissediyorum ki şu kalbimin dayanmadığını dayanamıcağını.. Vasiyet yazma şansım olsa ya da neyse buna girmiyorum. Zaten babamın evden gidip taşınıcağına alışamamışken bir de bu tarz hissedilen duygularım. Lanet olası hislerim bazen 5.boyutta olmaktan nefret ediyorum…

Yarım.. Babam.. Ben.. Sızı… En çok annem sonra ben… Zaten hep. Neyse neyse neyse…

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla